Haftalık Gündem Değerlendirmemiz[05.03.2025]

İKLİM KANUNU TEKLİFİ

TBMM Çevre Komisyonu'nda görüşülen İklim Kanunu Teklifi, kabul edildi.

Meclis Genel Kurulunun gündemine gelecek olan İklim Kanunu, Türkiye’nin “Paris İklim Anlaşması” kapsamında verdiği taahhütleri yerine getirmek için hazırlanmış görünüyor. En dikkat çekici yönleri de Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ve karbon piyasası gibi mekanizmalar içermesi. Bu sistemler, şirketlere belirli bir karbon salım limiti koyup fazla salım yapanlara ek maliyet yükleyecektir. Görünüşte çevreci bir politika gibi sunulsa da aslında düzenlemenin yeni bir mağduriyet alanı oluşturacağı yönünde ciddi endişeler söz konusudur.

Karbon piyasası, küresel elitlerin doğal hayat üzerindeki tahakkümünü artırma projesine dönüşmemelidir. Sanayi tesislerinin karbon salımı üzerine kurulmaya çalışılan bu sistemin, ilerleyen süreçte karbon ayak izi bahanesiyle bireysel özgürlükleri kısıtlama, hatta gıda tüketimi ve hayvancılığı kontrol altına alma aşamasına geleceği şeklindeki yorumlar ciddiyetle değerlendirilmelidir. Bugün “yeşil ekonomi” diye tanımlanan bu uygulamaların, ilerleyen dönemde karbon vergisi ve kişisel karbon kotası gibi bireyleri doğrudan hedef alan politikalara dönüşme tehlikesi göz ardı edilmemelidir.

Sahip oldukları nükleer bombaları ile gezegeni topyekûn yok edebilecek potansiyele sahip olan Batılı kapitalistlerin samimiyetsiz çevrecilik güzellemelerine inanmıyoruz ve şüpheyle yaklaşıyoruz. ABD, Paris İklim Anlaşması’ndan geri çekildiğini açıkladı. Oysaki dünyayı en çok kirletenler onlar!

Bu noktada asıl soru şu olmalıdır: Gerçekten çevreyi korumak mı amaçlanıyor, yoksa büyük sermaye gruplarının dünyayı tamamen esir alacağı yeni bir düzen mi kuruluyor? Eğer dert çevre olsaydı, kapitalizmin sınırsız tüketim hırsı sorgulanırdı. Ancak görünen o ki, esas hedef daha fazla kontrol ve yeni bir ekonomik tahakküm oluşturma yoluna gitmektir.

Küresel sermaye elitlerinin dayattığı sömürü düzenine karşı toplumlar uyanık olmalı ve bağımsız politikalar geliştirilmelidir.

 

STAJ VE ÇIRAKLIK MAĞDURLARI

2023 yılında yapılan yasal düzenleme ile 8 Eylül 1999 öncesi sigortalı olanların, emeklilikte yaş haddi kaldırılmış ancak kademeli gün şartı korunmuştur.

 

Emeklilik sürelerinin uzatılması ile vatandaşlarımız mezarda emeklilik ile karşı karşıya kalmıştır.

Mezarda emekliliğe karşı çıkan bir kesim de staj ve çıraklık sigortası mağdurlarıdır.

 

3308 Sayılı Meslek Kanunu'na göre işletmelerde stajyer ve çırak olarak çalıştıkları süre içinde, sağlık ve iş kazası primleri yatırıldığı halde, emeklilik primlerinin yatırılmaması sonucu EYT düzenlemesinden yararlanamayan staj ve çıraklık sigortası mağdurlarının staj ve çıraklık süresi emeklilikte hesaba katılmalıdır.

 

Çocukken 3 yıl boyunca kalfalık belgesi alıncaya kadar SGK primleri ödenmeden çalıştırılan işçiler, işe başladıkları ilk günün SGK başlangıç günü sayılmasını istiyorlar.

Haftada 5 gün çalışan, 1 gün okula giden çocuk işçilerin çalışma günlerinin sigortadan sayılmaması büyük bir eksikliktir.

Bu vatandaşlarımızın taleplerine uygun bir şekilde sigorta başlangıç tarihleri işe başladıkları günden başlatılmalı, staj ve çıraklıkta geçen süreler emeklilik işlemlerinde dikkate alınmalı ve kendilerine bu süreler için borçlanma hakkı verilmelidir.

 

ZORUNLU EĞİTİM SİSTEMİNİN TEMEL SORUNLARI

Toplumların gelişimi adına önemli bir adım olarak görülen zorunlu eğitim uygulaması, ne yazık ki beraberinde bazı ciddi sorunları da getirmiştir. Bugün gelinen noktada, zorunlu eğitimin yapısal sıkıntıları göz ardı edilemeyecek boyuta ulaşmıştır.

Öncelikle, zorunlu eğitim sistemi bireysel özgürlükleri kısıtlayan bir yapıya sahiptir. Öğrenciler ve veliler, eğitim sürecinde kendi tercihlerine uygun alternatif yolları seçme hakkından büyük ölçüde mahrum bırakılmaktadır. Bu durum, farklı yeteneklere ve ilgi alanlarına sahip bireylerin aynı kalıba sokulmasına neden olmakta, alternatif eğitim modellerinin gelişimini de engellemektedir.

Öte yandan, zorunlu eğitimin standart ve tek tip bir müfredata dayalı olması, mesleki eğitimin geri plana itilmesine yol açmıştır. Akademik başarı odaklı bu yaklaşım, gençlerimizin iş gücü piyasasına uygun beceriler edinmesini zorlaştırmakta ve ara eleman ihtiyacını karşılamada yetersiz kalmaktadır. Diğer taraftan herhangi bir meslek sahibi olmayan vasıfsız gençlerimizin iş bulması zorlaşmaktadır.

Ayrıca, istemediği halde okula gitmek zorunda kalan öğrencilerin derslere ilgisizliği, disiplinsizlik ve okul ortamında artan şiddet vakalarını da beraberinde getirmektedir. Zorunluluk, eğitim ortamlarında verimi düşürmekte ve öğrenci-öğretmen ilişkilerini zedelemektedir.

Bugün ülkemizde üniversite sınavına giren öğrenci sayısı 3 milyonu aşmış durumdadır. Oysa özellikle lise eğitimi zorunluluk kapsamından çıkarılsa hem üniversite kapılarında yaşanan yığılmanın önüne geçilecek hem de üniversite mezunu işsizler ordusuna yenilerinin eklenmesi engellenecektir.

Bu bağlamda eğitim sistemi daha özgür, esnek ve bireysel yetenekleri öne çıkaran bir yapıya kavuşturulmalıdır.

 

SURİYE ULUSAL DİYALOG KONFERANSI VE TERÖR REJİMİNİN SURİYE İŞGALİ

Suriye’de düzenlenen Ulusal Diyalog Konferansı’nın sonuç bildirgesinde; işgal rejiminin Suriye'deki işgalinin sona erdirilmesi çağrısı ve anayasa sürecinin hızlandırılmasına yönelik mesajlar, Suriye’nin yeni dönemi için önem arz etmektedir.

Suriye'de yaşanan gelişmeleri fırsata çevirmek isteyen terör rejiminin sözde başbakanı Netanyahu; "yeni rejim güçlerinin Şam'ın güneyindeki bölgeye girmesine izin vermeyeceğiz" açıklamasında bulundu. 14 yıllık iç savaştan yeni kurtulan, ekonomisi ciddi anlamda zarar gören ve askeri kapasitesi işgalcilerce yok edilen Suriye, işgalcilerin oluşturmuş olduğu tehdide karşı tek başına mücadele edebilecek durumda değildir. Suriye’nin siyasi ve ekonomik olarak yeniden kalkınabilmesi için güvenlik tehditlerinin bertaraf edilmesi gerekir.

Başta Türkiye olmak üzere bölge ülkeleri, Suriye’nin geçiş sürecinden faydalanmak isteyen terör rejiminin işgal tehditlerine karşı Suriye yönetimine askeri destek vermeli, terör rejiminin işgali durdurulmalıdır.

Suriye yönetimi ise istikrarın bir an önce sağlanması için emperyalistlerin planlarına karşı etnik, mezhebi ayrım gözetmeksizin her kesimin dâhil olduğu ve birlik içerisinde hareket edilen yeni siyasi süreci hızlandırmalıdır. Siyasi ve ekonomik inşanın tamamlanması, halkın refah seviyesinin yükseltilmesi ve Suriye'nin bölgesel kalkınmaya katkı sağlayacak güçlü bir devlet yapısına kavuşması hedeflenmelidir.

 

GAZZE VE İSLAM DÜNYASININ SORUMLULUĞU

Siyonist terör rejimi, ateşkes ve esir takası anlaşmasının ikinci aşamasına geçilmesinin önünü tıkamakta ve ateşkes anlaşmasını sürekli olarak ihlal etmektedir. Bu bağlamda soykırımcı siyonist rejim, bir kez daha Gazze’ye insani yardım girişlerini tamamen durdurdu.

Terör rejiminin amacı siyonist esirlerin tamamının alınmasını sağlamak ve ardından saldırılara geri dönmektir. Siyonist yetkililerce orduya yapılan ‘’savaşa hazır olun’’ açıklamaları bunun göstergesidir. ABD Başkanı Donald Trump da son yayınladığı Gazze videosunda, Gazze’de Filistinlileri yok etmeye yönelik her adıma destek vereceğini açıkça ilan etmiştir. Buna karşın İslam dünyası Filistin halkını savunma konusunda sınıfta kalmış, siyonist terör rejiminin Gazze, Batı Şeria, Lübnan ve Suriye’de gerçekleştirdiği işgal ve katliamları izlemekle yetinmektedir. 

Son olarak işgal rejiminin sözde muhalefet lideri Lapid’in Gazze’nin yönetiminin 15 yıl boyunca Mısır’a verilmesi ve karşılığında Mısır’ın borçlarının ödenmesine yönelik teklifi, küresel sistemdeki siyasi ve ekonomik şantajın boyutunu gözler önüne sermektedir. Bu şantajlara direnmenin yolu birlikte hareket etmekten geçmektedir. Filistin’i terör rejimi ve müttefiklerine teslim edecek bir taviz tüm bölgenin sonunu getirecektir. İslam dünyası, üzerine serpilmiş ölü toprağını atmalı, Filistin, Suriye ve Lübnan’ın işgaline karşı askeri tedbirleri bir an önce almalıdır. Mısır ve Ürdün gibi ekonomik şantajlarla boyunduruk altına alınmak istenen ülkelere gerekli ekonomik ve siyasi destek sunulmalı, ABD ve Siyonist rejimin planlarına boyun eğmeleri önlenmelidir.

 

HÜDA PAR GENEL MERKEZİ

Çerez Politikası

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.